Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Doğal ekosistemlerin sürdürülebilirliğini hedefleyen paket, özellikle sulak alan sınırları içinde ve çevresinde mülkiyeti bulunan hak sahipleri ile enerji ve sanayi yatırımcıları için bağlayıcı yeni standartlar getirdi.
Özel ve Kamu Arazilerinde Tarıma “Organik” Şartı
Yönetmelikte gayrimenkul sahiplerini ve arazi kiralayanları en çok ilgilendiren maddelerin başında tarımsal faaliyetlere getirilen sınırlamalar geliyor:
- Özel Mülkiyette Organik Zorunluluğu: Sulak alan koruma bölgeleri ilan edildikten sonra özel mülkiyete konu parsellerde tarımsal faaliyette bulunmak isteyen mülk sahipleri, drenaj yapmamak kaydıyla yalnızca organik bitkisel üretim ve organik deniz yosunu üretimi yapabilecek. Bu faaliyetler için izin alınması ve resmi organik üretim sertifikasının ibrazı zorunlu olacak. İzin dahilinde su kuyusu açılabilecek.
- Kamu Arazileri İçin Yeni Alan Yasağı: Koruma bölgelerinde yer alan Hazine ve kamu arazilerindeki mevcut tarımsal kiralamalar yalnızca sözleşme süresi bitimine kadar devam edebilecek. Süre bitiminde kiralama ancak organik tarım şartıyla yenilenebilecek. Ayrıca koruma bölgelerinin ilanından sonra kamu arazilerinde hiçbir şekilde yeni tarımsal alan açılamayacak.
Suni Sulak Alanlara Yenilenebilir Enerji İzni
Yeni düzenleme, maden sahaları, taş ocakları veya hafriyat alımları sonucu oluşan çukurları “suni su çukuru”; baraj, gölet ve arıtma amaçlı depolama tesislerini ise “suni sulak alan” olarak tanımlayarak mevzuata dahil etti.
Yatırımcılar açısından öne çıkan kritik bir diğer düzenleme ise yenilenebilir enerji alanında yapıldı. Koruma bölgeleri belirlenmiş suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgeleri içerisinde, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün izniyle yenilenebilir enerji üretim tesisleri (GES/RES vb.) kurulabilmesinin önü açıldı.
Sanayi Bölgelerine Kümülatif Rapor Şartı
Sulak alanların kontrollü kullanım bölgelerinde yer alan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), serbest bölgeler ve endüstri bölgeleri için toplu denetim mekanizması getirildi.
Bu bölgelerin sulak alan ekosistemine yapacağı toplam etkiyi belirlemek amacıyla Kümülatif Etki Değerlendirme Raporu hazırlanması zorunlu kılındı. Rapordaki tedbirlerin yeterli bulunması durumunda izin belgesi münferit fabrikalar yerine doğrudan bölge yönetimi adına düzenlenecek. Ancak bu izin, işletmelerin çevre mevzuatından doğan bireysel hukuki ve idari sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.
Su Yapılarına “Çevresel Akış” ve 2 Yıllık İntibak Süresi
Sulak alanların su aynasından veya bu alanları besleyen kaynak, akarsu ve derelerden su alımı izne bağlandı. Enerji, sulama ve içme suyu amaçlı tüm su yapılarında ekosistemin canlılığını sürdürebilmesi için yatağa kesintisiz bırakılması gereken çevresel akış miktarı (can suyu) zorunlu tutuldu. Sulama mevsimi dışındaki dönemlerde ise göl ve sazlıkların su seviyesini korumak için ilave su bırakılması gerekecek.
Mevcut Tesisler İçin 2 Yıl Süre: 30 Ocak 2002 tarihinden sonra işletmeye geçen ve özel sektör tarafından işletilen baraj ve HES gibi su yapılarının, 2 yıl içinde Doğa Koruma ve Milli Parklar müdürlüklerine başvurarak izin belgesi alması gerekiyor. Süresi içinde başvuru yapmayan işletmelere idari yaptırım uygulanacak.
Tescil ve Karar Süreçleri Hızlanıyor
Orman rejimine tabi olmayan sahalarda bir alanın “ulusal öneme haiz sulak alan” olarak tescili, Ulusal Komisyon kararı sonrasında doğrudan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına gönderilerek tamamlanacak. Ayrıca Türkiye’nin sulak alan politikasını 10 yıllık periyotlarla belirleyecek olan Milli Sulak Alan Stratejisi hayata geçirilecek.
Yürürlüğe giren yeni yönetmelik; koruma sahalarındaki tarla, arazi ve sanayi parsellerinin kullanım biçimlerini doğrudan etkileyeceğinden, bölgedeki mülk sahipleri ve kurumsal yatırımcıların imar ve kullanım planlarını bu yeni kriterlere göre gözden geçirmesi gerekiyor.












