“Mülk sahibi olmadan da kiralama yapılabilir” argümanının arkasına sığınılarak yapılan bu işlem, hem mülk sahibini hem de kiracıları büyük bir riskle karşı karşıya bırakıyor.
Hukuki Açığı Fırsata Çevirme Çabası mı?
Hukuk sistemimizde bir mülkü kiraya vermek için mutlaka “malik” (mülk sahibi) olma şartı aranmasa da, bu durum malikin rızası dışında işlem yapılabileceği anlamına gelmiyor. Söz konusu olayda emlakçının, mülk sahibinin tahliye ettiği binadaki bir bağımsız bölümü kendi inisiyatifiyle kiraya vermesi, iyi niyet kurallarını açıkça ihlal ediyor.
“Dayanıksız Binada Yaşam Satılıyor”
Olayın en vahim boyutu ise taşınmazın durumu. Mülk sahibi tarafından “dayanıksız olması” sebebiyle boşaltılan binanın, para kazanma hırsıyla yeniden insan yerleşimine açılması, olası bir felakette can kaybına davetiye çıkarıyor. Mülk sahibinin durumu fark ederek hızla harekete geçmesi, hem hukuki sorumluluktan kurtulması hem de bir facianın önlenmesi adına kritik önem taşıyor.
Sessiz Kalmak “Kabul Etmek” Demektir!
Hukukçular uyarıyor: Bu tür bir durumu öğrenen mülk sahiplerinin vakit kaybetmeden müdahale etmesi şart. Durumu bildiği halde uzun süre sessiz kalan mülk sahibi, zımnen (üstü kapalı olarak) bu kiralamaya icazet vermiş sayılabilir. Bu da ileride doğabilecek her türlü maddi ve manevi zarardan sorumlu tutulmasına yol açabilir.
Adım Adım Kurtuluş Reçetesi
Bu tarz bir mağduriyet yaşayan mülk sahipleri için izlenmesi gereken yol haritası ise net:
- Tarafları Derhal Uyarın: Kiracıya ve emlakçıya bu kiralama işleminin geçersiz olduğunu, rızanızın bulunmadığını yazılı olarak (mümkünse noter kanalıyla) bildirin.
- Kaymakamlığa Başvurun: Taşınmaza haksız bir müdahale söz konusu olduğu için ilgili Kaymakamlığa başvurarak “müdahalenin men’i” talebinde bulunun.
- Dava Sürecini Başlatın: Kaymakamlık nezdinde sonuç alınamaması durumunda, tahliye ve tazminat davalarıyla hukuki sürecinizi perçinleyin.















