Kanun Açık: Kullanmıyorum Demek Yetmiyor
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 20. maddesi, bu tartışmalara çok net bir bariyere örüyor. Kanuna göre, apartmandaki tüm malikler (aksine bir sözleşme veya yönetim planı hükmü yoksa) asansör, çatı, dış cephe gibi ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderlerine kendi arsa payları oranında katılmakla yükümlüdür.
Yani, bir kat malikinin “Ben zemin kattayım, asansöre hiç binmiyorum” ya da “Bu ortak alanı kullanmaktan feragat ediyorum” demesi, onu bu giderleri ödemekten kurtarmıyor. Asansör sadece dikey bir taşıma aracı değil; binanın bütünlüğünü sağlayan, yapının değerini artıran ortak bir demirbaştır.
Tek İstisna: Yönetim Planı
Bu durumun hukuken tek bir istisnası bulunuyor: Apartman Yönetim Planı.
Eğer binanın tapuya tescilli yönetim planında “Giriş katta/dükkanlarda yer alan bağımsız bölümler asansör işletme, bakım ve yenileme giderlerinden muaftır” şeklinde açık bir madde varsa, ancak o zaman bu maliklerden para talep edilemez.
Eğer yönetim planında böyle bir madde yoksa, yönetim ve diğer kat malikleri yasal olarak tamamen haklıdır. Gideri ödemeyen malik hakkında icra takibi başlatılabilir ve geciken her ay için yüzde 5 gecikme tazminatı uygulanabilir.
Ortak Yaşamın Temel Kuralı
Bu durum ilk bakışta zemin kat sakinlerine haksızlık gibi görünse de madalyonun bir de diğer yüzü var. Yarın bir gün binanın çatısı aktığında veya ana foseptik hattı tıkandığında, bu kez en üst kat sakinleri “Biz zemin katta değiliz, lağım gideri bizi ilgilendirmez” diyemiyor. Apartmanda yaşamak, sadece kendi daire sınırlarını değil, binanın tüm ortak yükümlülüklerini de paylaşmayı gerektiriyor.
Kısacası, komşularla mahkemelik olmak istemiyorsanız, ilk iş olarak tapudan veya site yönetiminden apartman yönetim planını incelemek; eğer orada özel bir muafiyet yoksa, payınıza düşen asansör yenileme masrafını komşuluk hukuku gereği ödemek gerekiyor.












