Uminer, yaklaşık bir yıl boyunca dairesini adeta “kişisel bir kütüphane” haline getirmek için çabaladı. Ancak zamanla büyüyen koleksiyon kontrolden çıktı. Duvarları kaplayan, banyoyu dolduran, pencerelerin önünü kapatan ve hatta yatağın üzerinde devasa kuleler oluşturan yaklaşık 10 bin kitap, bina yönetiminin radarına takıldı.
“Ben İstifçi Değilim” Dedi Ama Mahkemelik Oldu
Bina yönetimi, dairede oluşan bu devasa kağıt yığınının ciddi bir yangın riski taşıdığı ve mekanın “aşırı derecede dağınık” tutulduğu gerekçesiyle Uminer’a ilk olarak resmi bir ihtarname gönderdi.
Kitaplarından vazgeçmek istemeyen ve koleksiyonunu küçültmek adına adım atmayan Uminer’ın bu tutumu üzerine ev sahibi çareyi yasal yollara başvurmakta buldu. Dairenin tahliyesi talebiyle mahkemeye başvurulmasının ardından Uminer, süreci daha fazla uzatmayarak evden ayrılma kararı aldı.
Konuyla ilgili The New York Times’a açıklamalarda bulunan Uminer, durumunu şu sözlerle savundu:
“Kendimi asla bir istifçi olarak görmüyorum ama sanırım apartman yönetimi ve ev sahibi bu konuda benimle aynı fikirde değildi.”
Konut güvenliği ve yangın mevzuatının oldukça sıkı uygulandığı New York’ta yaşanan bu olay, kişisel hobiler ile bina emniyeti arasındaki çizginin nerede çekilmesi gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.











