Son günlerde gayrimenkul sektöründe en çok konuşulan konulardan biri sosyal medyada yapılan ilan paylaşımları oldu.
Bir tarafta “Artık sosyal medyada ev paylaşmak yasaklandı.” diyenler var. Diğer tarafta ise “Hiçbir danışman paylaşım yapamayacak.” şeklinde yorumlar görüyoruz.
Sosyal medyada dolaşan bu söylemler ister istemez hem sektör çalışanlarının hem de mülk sahiplerinin kafasını karıştırıyor.
Ben ise konunun biraz farklı bir yerden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Asıl tartışmamız gereken şey, bir gayrimenkulün sosyal medyada paylaşılması değil; hangi yetkiyle ve hangi sorumlulukla paylaşıldığıdır.
Bu Düzenlemeler Neden Gündeme Geldi?
Aslında bu konu bir anda ortaya çıkmadı.
Yıllardır aynı mülkün farklı fiyatlarla onlarca ilanda yer aldığını gördük. Hatta bazı mülkler, sahibinin haberi bile olmadan farklı kişiler tarafından pazarlanmaya çalışıldı.
Bu durum yalnızca sektörde çalışan danışmanları değil, alıcıları ve satıcıları da olumsuz etkiledi.
Alıcı hangi ilanın doğru olduğunu bilemez hale geldi.
Satıcı ise kendi mülkünün nerede, nasıl ve kim tarafından pazarlandığını takip edemez oldu.
Sonuçta güven duygusu zedelendi ve gerçek piyasa verileri de bu karmaşanın içinde görünmez hale geldi.
EİDS’nin Getirmek İstediği Asıl Düzen
Elektronik İlan Doğrulama Sistemi ve yetki doğrulaması tam da bu noktada önem kazanıyor.
Çünkü bir gayrimenkulü pazarlamak yalnızca ilan vermek değildir.
O mülkün doğru tanıtılmasından hukuki sürecine, alıcıyla yürütülen görüşmelerden mülk sahibine karşı üstlenilen sorumluluklara kadar birçok konu bu sürecin parçasıdır.
Bu nedenle yetki belgesini sadece bir evrak olarak görmüyorum.
Bana göre yetki belgesi, o mülke karşı sorumluluk üstlenildiğinin de göstergesidir.
Tartışmanın Odağı Yanlış Yere Kayıyor
Son günlerde yapılan yorumlara baktığımda, ilan paylaşımı ile bilgi paylaşımının birbirine karıştırıldığını görüyorum.
Bir danışmanın bölgesini anlatması, piyasa değerlendirmesi yapması, mimari açıdan bilgi vermesi ya da yatırım analizleri paylaşması sektör için değer üretir.
Hatta bana göre insanların güven duyduğu danışmanları seçmesinde bu içeriklerin önemli bir payı var.
Ancak yetki alınmadan bir mülkü satışa sunmak, doğrulanmamış bilgilerle pazarlamak veya yalnızca müşteri çekmek amacıyla ilan paylaşmak aynı şey değildir.
Bence bu ayrımı doğru yapmak gerekiyor.
Etik Çalışan Danışmanlar Neden Rahatsız?
Bu noktada sahada çalışan danışmanların endişesini de anlamak gerekiyor.
Bir portföyü yetkili olarak almak; güven oluşturmayı, pazarlama yatırımı yapmayı ve sürecin her aşamasında sorumluluk üstlenmeyi gerektiriyor.
Buna karşılık hiçbir yetki almadan aynı mülkü farklı platformlarda paylaşabilen kişiler de uzun yıllardır bu sektörün içinde yer aldı.
Doğal olarak etik kurallar içinde çalışan danışmanlar, bu iki yaklaşımın aynı şekilde değerlendirilmesini adil bulmuyor.
Bence tartışmanın temelinde de bu duygu yatıyor.
Sosyal Medya Yasaklanacak Bir Alan Değil
Ben sosyal medyayı yalnızca portföy paylaşmak için kullanılan bir mecra olarak görmüyorum.
Bugün insanlar danışman seçerken sadece ilanlara bakmıyor.
Nasıl düşündüğünü, piyasayı nasıl yorumladığını, bilgiye nasıl yaklaştığını ve mesleğini hangi anlayışla yaptığını da görmek istiyor.
Bu yüzden sosyal medya doğru kullanıldığında güven oluşturan önemli bir iletişim aracına dönüşüyor.
Asıl mücadele edilmesi gereken şey bilgi paylaşımı değil, bilgi kirliliğidir.
Gayrimenkul sektörü değişiyor. Bu değişimin merkezinde teknoloji kadar güven de var.
Yetki doğrulaması, EİDS ve benzeri uygulamaların sektöre katkı sağlayacağına inanıyorum. Ancak bu süreçte etik kurallar içinde çalışan, bilgi üreten ve gerçekten sorumluluk üstlenen danışmanların da desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bana göre sektörün ihtiyacı daha az paylaşım yapmak değil, daha fazla güven veren paylaşım yapabilmektir.












