Hukuki Dayanak: Türk Medeni Kanunu Madde 405
Yalnızca ileri yaştaki bireyler değil, yaptığı hukuki işlemlerin sonuçlarını kavrayamayacak durumda olan her ergin birey kanun kapsamında koruma altına alınabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi durumu açıkça düzenler:
“Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.”
Aynı düzenleme kapsamında; noterler, idari makamlar ve mahkemeler görevlerini ifa ederken vesayet gerektiren bir durum tespit ettiklerinde, bunu yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
Mal Varlığını Güvenceye Alma Süreci
Babanızın veya yakınınızın bilinçsizce tapu devri, satış ya da vekâletname vermesini önlemek için izlenmesi gereken yasal prosedür şu aşamalardan oluşur:
- Sulh Hukuk Mahkemesine Başvuru:Kısıtlama talebi, ilgilinin yerleşim yerindeki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi‘ne (vesayet makamı) verilecek bir dilekçe ile yapılır. Dilekçede bireyin sağlık durumu, kontrolsüz tasarruf riskleri ve mevcut mal varlığı belirtilir.
- İhtiyati Tedbir Talebi (Tapu ve Banka Blokajı):Dava süreci devam ederken herhangi bir satış yapılmasını engellemek adına, mahkemeden ivedilikle mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir. Böylece mahkeme tapu müdürlüklerine ve bankalara yazı yazarak geçici tasarruf yasağı koyar.
- Resmi Sağlık Kurulu Raporu:Kanun gereği, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararı verilebilmesi için tam teşekküllü bir resmi sağlık kuruluşundan heyet raporu (Sağlık Kurulu Raporu) alınması zorunludur. Mahkeme, kişiyi resmî bir devlet ya da üniversite hastanesine sevk ederek fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığını tespit ettirir.
- Vasi Tayini:Sağlık raporu doğrultusunda kişinin akli melekelerinin yerinde olmadığı sabit görülürse, mahkeme kısıtlama kararı verir ve genellikle aile üyelerinden uygun gördüğü bir kişiyi vasi olarak atar.
Vasi Atandıktan Sonra Mal Varlığı Nasıl Yönetilir?
Kısıtlama kararı kesinleştiğinde, kişinin tek başına tapuda gayrimenkul satışı yapması, bağışta bulunması veya borçlandırıcı işlem gerçekleştirmesi hukuken geçersiz hale gelir.
Atanan vasi de bu malları dilediği gibi satamaz; kısıtlı adına yapılacak gayrimenkul satışları, yatırımlar veya büyük tasarruf işlemleri vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) iznine ve denetim makamının (Asliye Hukuk Mahkemesi) onayına tabidir. Böylece kısıtlı bireyin tüm mal varlığı çifte yargısal denetim ile teminat altına alınmış olur.












