Emlakçıya Tapu Devri Muvazaalı Bulundu
Örnek olayda bir vatandaş, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle yapılan projeden müteahhit ile sözleşme imzalayarak bir daire satın aldı. Taşınmazı teslim alan, elektrik, su ve doğal gaz aboneliklerini tamamlayarak evinde yaşamaya başlayan tüketici; tapu devri beklerken dairenin başka bir kişiye satıldığını öğrendi.
Dairenin, müteahhitle sürekli iş yapan bir emlakçıya piyasa değerinin çok altında devredildiğini tespit eden vatandaş, olayı yargıya taşıdı. Taşınmazda fiilen ikamet edildiğini bilmesine rağmen tapuyu devralan emlakçının “kötü niyetli ve mal kaçırma kastıyla” hareket ettiği vurgulanarak tapu iptali ve tescil davası açıldı.
“Görmeden Satın Aldım” Savunması Hayatın Olağan Akışına Aykırı
Davalı emlakçı taraf ise müteahhit tarafından kendisinin de dolandırıldığını iddia ederek daireyi görmeden satın aldığını savundu. Ancak davayı inceleyen 1. Tüketici Mahkemesi, bir emlakçının taşınmazı görmeden satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna dikkat çekti. Taşınmazı kullanan kişinin varlığını bilmesi gereken alıcının Medeni Kanun kapsamında “iyi niyetli” sayılamayacağına hükmeden mahkeme, emlakçı üzerindeki tapunun iptaline ve dairenin ilk alıcı olan tüketici adına tesciline karar verdi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Kararı Onadı
Bölge Adliye Mahkemesi’nin ardından dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını yerinde bularak onadı. Emsal karara göre:
- Öncelik İlk Alıcının: Daireyi adi yazılı sözleşmeyle satın alıp fiilen teslim alan ilk alıcının şahsi hakkı üstün tutuldu.
- İyi Niyet İddiası Çürütüldü: Taşınmazın başkası tarafından kullanıldığını bilen ya da bilmesi gereken kişilerin “iyi niyet” korumasından yararlanamayacağı netleştirildi.
Bu kararla birlikte, müteahhitlerin aynı gayrimenkulü birden fazla kişiye satarak fiili kullanıcıları mağdur etme girişimlerine karşı yargı kanadında güçlü bir içtihat oluşmuş oldu.












