Ulaşım olanakları, sosyal yaşam alanlarına yakınlık, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, bölgenin gelişim potansiyeli ve konutun gelecekte sağlayacağı yatırım değeri artık satın alma kararında birlikte değerlendiriliyor. Türkiye’de konut piyasasındaki hareketlilik 2026 yılında da devam ederken, özellikle büyükşehirlerde “daha büyük ev” arayışının yanında günlük yaşamı kolaylaştıran doğru konum tercihi öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2026 verilerine göre, Türkiye genelinde bir ayda 127 bin 410 konut satıldı. Bu satışların 44 bin 378’ini ilk el, 83 bin 32’sini ise ikinci el konutlar oluşturdu. İpotekli konut satışları da aynı dönemde 22 bin 131 olarak kaydedildi…
Konut satışlarındaki hareketlilik sürerken, alıcıların seçim sürecinde dikkate aldığı başlıklar da çeşitleniyor. Özellikle büyükşehirlerde evin yalnızca fiziksel özellikleri değil; işe ve sosyal yaşama erişim süresi, ana ulaşım noktalarına yakınlığı, çevresindeki eğitim ve sağlık olanakları ile bulunduğu bölgenin gelecekteki gelişimi de satın alma kararında etkili oluyor.
BÜYÜK EV YERİNE DOĞRU KONUM ARAYIŞI
Konut tercihlerindeki değişimi değerlendiren Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, alıcıların artık evin büyüklüğünün yanında yaşam kalitesini etkileyen unsurları da dikkate aldığını belirtti.
Doğan, “Konut arayan kişilerle yaptığımız görüşmelerde artık sadece evin büyüklüğü ya da oda sayısı konuşulmuyor. Hangi bölgede olduğu, ulaşım imkânları, çevresindeki sosyal yaşam, okul ve sağlık hizmetlerine erişim gibi birçok başlık aynı anda değerlendiriliyor. Özellikle günlük hayatı kolaylaştıran, ulaşım süresini azaltan ve ihtiyaçlara hızlı erişim sağlayan bölgelerin daha fazla önem kazandığını gözlemliyoruz” dedi.
“LOKASYON YATIRIM KARARININ DA PARÇASI”
Konutun yaşam alanı olmasının yanı sıra uzun vadeli bir yatırım olarak da değerlendirildiğini belirten Doğan, bölge seçiminin satın alma kararındaki ağırlığının arttığını söyledi.
Doğan, “Bugün konut alan kişi yalnızca bugünkü ihtiyacını düşünmüyor. Bölgenin birkaç yıl sonra nasıl gelişeceğini, planlanan ulaşım bağlantılarını, çevrede oluşan ticari ve sosyal alanları da araştırıyor. Bu nedenle doğru konum, hem yaşam konforu hem de konutun gelecekteki değerini koruması açısından önemli bir kriter haline geliyor” ifadelerini kullandı.
Konut seçiminde tek bir özelliğe odaklanmak yerine bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Doğan, “Fiyat ve oda sayısı kadar lokasyon, ulaşım, sosyal imkânlar ve bölgenin gelişim potansiyeli de önemli. Alıcıların artık tüm bu unsurları birlikte değerlendirerek karar verdiğini görüyoruz” dedi.












