Konut yatırımı yapan mülk sahipleri için taşınmazı satın almak kadar, onu hukuki zemin üzerinde doğru yönetmek de büyük önem taşıyor. Emlakçılardan alınan hazır matbu formlar ve yanlış tarihlerle imzalatılan taahhütnameler, tahliye aşamasında ev sahiplerinin aleyhine dönüyor.
Sözleşmeyle Aynı Gün İmzalanan Taahhütname Geçersiz
Hukukçuların en sık karşılaştığı hataların başında, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalatılması geliyor. Yargıtay emsal kararlarında, sözleşme anında alınan taahhütlerin “baskı altında verildiğini” kabul ederek bu belgeleri geçersiz sayıyor. Taahhütname, kiracı taşınmaza yerleştikten ve makul bir süre geçtikten sonraki bir tarihi taşımalıdır.
Kefil İmzalarında “El Yazısı” Şartı
Kira sözleşmelerinde yer alan kefalet hükümleri de usul hataları nedeniyle sıkça iptal ediliyor. Türk Borçlar Kanunu gereğince, kefilin sorumluluğunun geçerli olabilmesi için matbu imzalar yeterli değil. Kefilin kendi el yazısıyla azami kefalet limitini, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu açıkça yazması gerekiyor. Aksi takdirde atılan imzalar hukuken geçersiz kılınıyor.
“TEFE-TÜFE” Karışıklığına Son
Kira güncellemelerinde de mevzuata aykırı uygulamalar devam ediyor. Konut kiralarında uygulanabilecek yasal tavan artış oranı 12 aylık TÜFE ortalamasıdır. Sözleşmelere yazılan TEFE-TÜFE ortalaması gibi ibareler geçersiz olduğu gibi; konut kiralarında döviz veya altın endeksli artış şartı koymak da mevzuat gereği tamamen yasa dışı sayılıyor.
Mülk sahiplerinin mahkeme koridorlarında uzun yıllar süren tahliye davalarıyla uğraşmaması için sözleşme ve taahhüt aşamalarını profesyonel hukuki danışmanlık alarak yürütmeleri öneriliyor.












