Güncel piyasa rayiçleri üzerinden gelir elde etmek isteyen mülk sahipleri ile mevcut sözleşme artış oranlarını korumak isteyen kiracılar arasındaki uyuşmazlıklar, çözümü yargıda arama eğilimini artırıyor. Ancak uzayan dava süreçleri, her iki taraf için de ciddi yükler getiriyor.
Sektör analizlerinde öne çıkan değerlendirmelere göre; tahliye, kira tespiti veya alacak davalarının ortalama iki yıla varan sürelerde sonuçlanması, taraflar üzerinde hem maddi hem de manevi baskı oluşturuyor. Bu durum, hukuki sürecin uzaması nedeniyle “iki yıllık kilitlenme” olarak nitelendiriliyor.
Maddi ve Manevi Kayıplar Derinleşiyor
Uzayan yargı sürecinin taraflara yansıyan olumsuz etkileri şu şekilde öne çıkıyor:
- Mülk Sahipleri Açısından: Dava süresince gayrimenkulün gerçek piyasa değerinin altında kalması nedeniyle önemli bir gelir kaybı yaşanıyor. Buna ek olarak, dava giderleri ve avukatlık masrafları da mülk sahiplerinin finansal yükünü artırıyor.
- Kiracılar Açısından: Mahkeme sürecinin yarattığı psikolojik stres, icra takibi endişesi ve dava sonunda yaşanabilecek tahliye riski kiracılar üzerindeki belirsizliği derinleştiriyor.
Gelişen bu dinamikler, konut piyasasında dava yoluna gitmeden önce arabuluculuk ve uzlaşı mekanizmalarının etkin kullanılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.












