Dokuz Eylül Üniversitesi muhasebe mezunu Selen Koska Polat, farklı sektörlerde edindiği insan ilişkileri, satış ve iş takibi deneyimini 2020 yılında gayrimenkule taşıdı. Bugün Urla ve Yarımada başta olmak üzere İzmir’de çalışan Polat; bölge uzmanlığı, güven, samimiyet ve güçlü bir networkün sürdürülebilir danışmanlığın temelini oluşturduğuna inanıyor.
Gayrimenkul sektörüne giriş hikâyeniz nasıl başladı? Bu mesleği seçmenize neden olan belirgin bir kırılma noktası oldu mu?
Dokuz Eylül Üniversitesi muhasebe mezunuyum. Mezuniyetimin ardından özel sektörde yönetici asistanlığı yaptım ancak bir süre sonra masa başında çalışmanın bana göre olmadığını fark ettim.
İnsan ilişkilerinin, iletişimin ve satışın içinde olduğum işlerde kendimi çok daha iyi ifade edebildiğimi gördüm. Farklı sektörlerde de hep satışın, insan ilişkilerinin ve iş takibinin içinde oldum.
Gayrimenkuldeki asıl kırılma noktam ise kendi yatırımlarımızla başladı. Kendimize ait gayrimenkullerin alım-satım süreçleriyle ilgilenmek gerçekten hoşuma gidiyordu. Bunun üzerine 2020 yılında sektöre profesyonel olarak adım attım.
Siz İzmir’de aktif olarak çalışırken Premium Estate’in merkezi İstanbul’da. Farklı bir şehirde çalışıp İstanbul merkezli bir yapının parçası olmak size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Bence bunun en güzel tarafı şu: Ben İzmir’deyim ama dünyam sadece İzmir ya da Urla’dan ibaret değil.
Bulunduğum bölgede yerel uzmanlığımı geliştirirken aynı zamanda çok daha büyük bir networkün parçası olabiliyorum. Bu da bana hem kendi bölgemde güçlü kalma hem de farklı şehirlerdeki bağlantılara ve iş birliklerine ulaşabilme avantajı sağlıyor.
Portföylerinize baktığımızda özellikle Urla ve Yarımada bölgesinde ciddi bir yoğunluk görüyoruz. Urla’yı uzmanlık alanı olarak seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Urla’yı seçmemde ailemin büyük etkisi var. Yaklaşık beş yıl önce ailemle birlikte buraya taşındık.
Ama zaman içinde Urla benim için yalnızca çalıştığım bir bölge olmaktan çıktı. Gerçekten sevdiğim ve kendimi ait hissettiğim bir yer haline geldi.
Burada her sokağın, her bölgenin, hatta bazen aynı sitenin bile kendi içinde farklı bir dinamiği var. “Bu bölge neden bu değerde?”, “Burada kim yaşamak ister?”, “Yatırım açısından burası nereye gidiyor?” gibi soruların cevaplarını bilmek gerekiyor.
Urla’nın bence gerçekten farklı bir hikâyesi ve enerjisi var. Bu da beni hem kişisel hem de mesleki anlamda dinamik tutuyor.
Arsa ve tarla gibi yatırım odaklı gayrimenkullerle, Narlıdere gibi bölgelerdeki üst segment konutları aynı anda yönetiyorsunuz. Bu iki müşteri profilinin beklentileri birbirinden nasıl ayrılıyor?
Oldukça farklılar. Aslında iki ayrı dünyadan bahsediyoruz.
Arsa ve tarla tarafındaki müşteriler gayrimenkule daha çok yatırım gözüyle yaklaşıyor. Değer artışı, bölgenin geleceği ve yatırım potansiyeli daha fazla ön plana çıkıyor.
Üst segment konutta ise müşterinin beklentisi biraz daha yaşam odaklı oluyor. Manzara, mimari, lokasyon, çevre ve komşuluk gibi kriterler önem kazanıyor.
Benim burada yapmaya çalıştığım en önemli şey, müşterinin gerçekten ne istediğini doğru anlamak. Çünkü her iki tarafta da doğru gayrimenkulü bulabilmenin yolu önce müşterinin beklentisini doğru okumaktan geçiyor.
“Urla benim için yalnızca çalıştığım bir bölge değil; gerçekten sevdiğim ve kendimi ait hissettiğim bir yer.”
-Selen Koska Polat
Özellikle yüksek bedelli gayrimenkullerde mülk sahibinin güvenini kazanmak kolay değil. Siz bu güveni nasıl oluşturuyorsunuz?
Bence güven oluşturmanın hazır bir formülü yok.
Güven, söylediğiniz şeylerden çok yaptığınız şeylerle oluşuyor. Ben bazen mülk sahibine duymak istediği şeyi değil, duyması gereken şeyi söylüyorum.
Her zaman en rahat cevabı vermek yerine doğru olduğuna inandığım şeyi açıkça söylemeye çalışıyorum. Bence bu yaklaşım zaman içerisinde taraflar arasında gerçek bir güven ve samimiyet oluşturuyor.
“Güven, söylediğiniz şeylerden çok yaptığınız şeylerle oluşuyor.”
-Selen Koska Polat
Bugün bir gayrimenkul danışmanı için sosyal medya yalnızca portföy sergileme alanı mı? Siz sosyal medya dilinizi oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?
Sosyal medya artık yalnızca “Satılık evim var” denilen bir mecra değil.
Ben orada biraz kendimi de göstermeye çalışıyorum. Çünkü insanlar artık yalnızca gayrimenkule değil, o gayrimenkulü temsil edecek kişiye de bakıyor.
Benim için burada en önemli şeylerden biri samimiyet. Her şeyi kusursuz göstermeye çalışmak yerine gerçek olmanın daha değerli olduğuna inanıyorum.
İnsanların ekranda gördüğü kişiyle karşılaştığında bambaşka biriyle karşılaşmaması gerekiyor.
Yoğun bir gayrimenkul temposunun yanında aynı zamanda annesiniz ve gün içinde çocuklarınızla da aktif olarak ilgileniyorsunuz. İş, annelik ve özel hayat dengesini nasıl kuruyorsunuz?
“Mükemmel bir denge kuruyorum” dersem yalan söylemiş olurum. İki çocuk annesiyim.
Çocukların okulu, sporu, ödevleri ve günlük hayatları bir tarafta; gayrimenkul işi diğer tarafta. Dolayısıyla benim hayatım biraz hareketli.
Ama bu tempo bana çok önemli beceriler de kazandırdı. Plan yapmayı, kriz yönetmeyi, aynı anda beş farklı işi takip ederken sakin kalabilmeyi öğrendim.
Aslında annelikte geliştirdiğim birçok özelliğin iş hayatımda da bana katkı sağladığını düşünüyorum.

Premium Estate’i tercih etmenizde ne etkili oldu? Özellikle İstanbul dışında çalışan bir danışman olarak sistemin ve ekibin size kattığı şeyler neler?
Ben sadece “Selen” olarak çalışan bir danışman olmak yerine, arkamda güçlü bir sistem olduğunu hissetmek istiyorum. Network, teknoloji, ekip içi iş birliği ve farklı bölgelerde çalışan danışmanlarla kurabildiğimiz iletişim benim için çok değerli.
İstanbul dışında çalışıyor olsam da daha büyük bir yapının ve farklı bölgelerde çalışan bir ekibin parçası olduğumu bilmek işimi güçlendiriyor.
Bugün gayrimenkule yeni başlayacak ya da başka bir markada çalışan deneyimli bir danışman size “Bu meslekte sürdürülebilir olmak için en önemli şey nedir?” diye sorsa ne söylersiniz?
İlk olarak sabır derim. Ama tek başına sabır da yeterli değil.
Güvenilir olun, bölgenizi öğrenin ve işinizi gerçekten yapın. Bence bu mesleğin temelinde güven, takip ve istikrar var.
Özellikle bölge uzmanlığına çok inanıyorum. Ben kendi bölgemde çalışmaya başladığımda gerektiğinde broşür bile dağıttım. Komşularımla tanışmaya, mahalledeki esnafı tanımaya çalıştım.
Çünkü bölge uzmanlığı yalnızca o bölgedeki fiyatları bilmek değil. O bölgenin içinde olmak, insanlarını tanımak ve orada gerçekten görünür olmak demek.
Premium Estate çatısı altında gayrimenkul danışmanı olmak, çalışma modellerimizi ve danışmanlarımıza sunduğumuz olanakları incelemek için www.premiumluol.com adresini ziyaret edebilirsiniz.












