TÜİK verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında yabancılara yapılan konut satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla %9,2 oranında gerileyerek 9 bin 83 adede düştü. Yabancı alımlarının toplam satışlar içindeki payının %1,6 seviyesine kadar çekilmesi, özellikle 30 milyon TL ve üzerindeki konut stokunun eritilmesini zorlaştırdı.
30 Milyon TL Üzeri Konutlarda Bekleme Süresi Uzadı
Sektör temsilcileri ve emlak danışmanları, lüks konut piyasasının uzun süredir yabancı talebiyle beslendiğine dikkat çekiyor. Yüksek faiz ortamı ve alım gücündeki daralma nedeniyle yerli alıcının 30 milyon TL üzerindeki gayrimenkullere erişmekte zorlanması, bu segmentteki bekleme sürelerini ciddi şekilde uzattı. Yerli yatırımcının talebi daha çok orta ve üst-orta segment konutlara kayarken, lüks proje geliştiricileri nakit akışını sağlamak adına yeni finansman modelleri, cazip kampanyalar ve farklı dış pazar arayışlarına yöneldi. Yabancı talebinde belirgin bir toparlanma yaşanmadığı takdirde, üst segmentteki durağanlığın bir süre daha devam edeceği öngörülüyor.
Projeler Küçülüyor, Piyasada “3+1” Krizine Dönüşüyor
Diğer yandan artan arsa, inşaat ve finansman maliyetleriyle mücadele eden müteahhitler, birim maliyeti düşürmek ve daha hızlı satış yapabilmek amacıyla rotayı 1+1 ve 2+1 gibi küçük metrekareli dairelere çevirdi. Ancak arzın bu yöne kayması, piyasada ciddi bir geniş konut açığı yarattı.
Türk aile yapısının ihtiyaç duyduğu güvenli, komşuluk ilişkilerinin sürdürülebildiği ve uzun vadeli yaşama uygun 3+1 daireler adeta köşe bucak aranır hale geldi. Giriş-çıkış sirkülasyonunun yüksek olduğu yatırım odaklı küçük daireler yerine oturum amaçlı geniş evleri tercih eden aileler, arz yetersizliğiyle karşı karşıya. Gayrimenkul uzmanları, küçülme trendine rağmen piyasada değerini en hızlı katlayan ve talebi hiç düşmeyen konut tipinin hâlâ 3+1’ler olduğunu; portföyünde bu dairelere yer veren üreticilerin ise satış hızıyla öne geçtiğini belirtiyor.












